durup düşünüyorum;
kim?
kim beni inandırdı her şeyin çok daha güzel olacağına ?
kim söz verdi?de ben böyle her şeyimi adayarak inandım ?
her şeyin geçeceğine inandım kolayca.çok daha güzel olacak ya her şey.çünkü birileri söz verdi…
ben de demiştim sana söz veriyorum her şey çok güzel olacak diye, onun için de üzgünüm oldu mu her şey çok daha güzel ?
görüyorum ki sana da olmadı,pek çok şey aynı kaldı,daha da kötüledi, daha çözülemez yerlere vardı.
ama sözünü tutamamak acıtır insanı , yapıcam , bir gün mutlu olacaksın , seni şu gün göreceğim , eminim çok mutlu olacaksın ,
ve…
seni unutmayacağım.
unutmak.eskiyi unutuyoruz ya kolay aslında,sınavda formül unutmak gibi,bazen aklına getirmek için beynini son kademede çalıştırırsın olmaz ya,bazen de o kadar üzen bir şeyi unutmak için kendini parçalasan da çıkmaz o aklının ucundan.lanet olası şey şu ana kadar kalbine en büyük acıyı verse de senin için o kadar özel olan şeyi bir anda alıp çöpe fırlattığı için bir anda hafızadan silinmesi gerekse de baş köşeye kurulur da kalkmaz ordan kendi istemedikçe.
kendi istedikçe ortaya çıkar…
olduğu yeri biraz eşeler ki hala bir şeyler var mı ben orada mıyım diye,bir tür ego tatmini gibi,bak ben hala buradayım sen unutmaya çalış der gibi.sen istediğin kadar sakla, bir şişe bittiğinde,eski bir defteri açtığında,interneti biraz kurcaladığında,telefonda mesaj kutunu karıştırdığında,en basitinden bir şarkı çaldığında merak etme ben buradayım diyecek.
bir de bunları yanıma gelip yapmayı denesen.şöyle şaşırtarak.düzgünce ben burdayım desen.mesela ?
sözümü tek bu konuda tutmuş bile olabilirim, ama her şeyin çok güzel olacağına seni inandırdığım için özür dilerim.
hiçbir şey planladığı gibi gitmiyor, unuturum sandığın hala her gece başucunda duruyor ki gün karanlıkla kaybolduğunda senin aklının bi ucundan merhaba diyebilsin diye, korkularını kullanarak üstüne gelebilmek için, biliyor ki gece her şey çok daha fazla acıtıyor, savunmasızsın diye.geceler sarhoş geçerken o kafayla başından savmaya çalışırsın ama o daha da netleşir aslında o sırada, bir telefon kadar yakınım der, her şey çok güzel olacak bir arasan der, yalan aslında her şey daha güzel olmayacak sen arayacaksın o açacak 5 dakika konuşursunuz her iki taraf da sarhoş olduğunu kabullenip bu konuşmanın saçma olduğuna karar verip telefonu kapatacak.Ve sen aylardır konuşmamanın getirdiği heyecanı bir kenara bırakıp o muhteşem 5 dakikayı saçma sapan bir konuşmaya harcadığın için tekrar bi hüzne gireceksin ki …

eskilerden kalma bir sayfaydın, sararmıştın
biraz karalanmış
ben karalamadım o sayfayı sen o kadar geçmişe saplanmışsın ki benim geçmişimde bile o kadar geride kaldın ki seni çekip bu güne getiremedim.neler gördüğünü neler yaşadığını bilmiyorum ki önemi de yok biliyor musun, insan geçmişte ne kadar takılırsa geleceğini o kadar özensiz belirliyor, ama kötü huyudur ki insanın her hatasını geçmişe dönüp düzeltmek ister geçmiştekileri bugüne getirmeye çalışır, olsa ne güzel olurdu-larla yaşar , ama olmuyor ki işte olmuyor.

üzerinde yanlızlığından kalma iki damla yaştın
ağlamışsın, ağlamışım, çok ağlamışız
daha önce ağlamışsındır da ben ağlatmadım.ama sen ağlattın beni hem de en olmayacak şekilde.bilmeden.o kadar uzaktayken bile başarabildin bunu.belki de yalnızlığa o kadar alıştırmışsın ki kendini yada ben kendimi, çok ağır gelmiştir.en küçük şey ağlamaya itmiştir.Bir kurtuluş yolu olarak ağlamak.Rahatlamaktan ziyade mutsuzluğu en iyi ifade eden iki damla yaş çok güzel anlatıyordur seni de ondan gözümün önünden eksik etmiyorumdur akşamları.Merak etme artık ağlamıyorum.

bakınca geçmişe, gidişin
zaman yok
yüreğim, paramparça
bende senin geçmişin yok, ben senin geçmişinde değilim sadece bir anlığına geçmiş bugun ve gelecek olmuştur.ve ne yapıp edip paramparça edip onu ortalığa bıraktık yada bıraktım.geçmiş zaman yoktu geniş zamanlar vardı iki zaman arası yine çooook geniş zamanlar.ama biyerde birini geçmiş geriye çekelerse istersek bütün geniş zamanları yaratalım birbirimize hiçbir zaman bizi mutlu edemeyecek bir yola girerdik.sonra paramparça olmayı tercih ettik.ne yazık.
içimde bitmeyen
bir acı
kanıyor da, akmıyor bitmiyor
tarifsiz…
bitmiyor ya bitmiyor işte.insan özleyince özlüyor.acı da kendini gösterdikçe insanın geçmişe ve olmayan geleceğine özlemi artıyor o yarayı kanattıkça kanatıyor,ama öyle acı öyle derin ki aksın dursun.ağlamak gibi ardı arkası kesilmiyor.ne tavsiyeler ne 3. bir şahsın durduramayacağı şekilde akıyor,sonu gelmez gibi o acı asla dinmeyecek gibi,tarifsiz…
ne yalancı bu kader
hayatta son bir şans daha yok…

yok cidden hani her şey çok güzel olacaktı da olmadı ya işte aynen öyle.son bir şans yok o şansı çoktan elimizi açarak geçmişe bıraktık.birbirimizin geçmişi olmayı kabullenip bir bar masasında veya bir caddede bırakmışızdır.zamansızlıktan değil şanssızlıktan bitmiştir.
ardında pişmanlıklar bırakarak,
kimini ağlatarak kimini rahatlatarak,
bazısı için en iyisi böyleydi dedirterek,
bazısı için uzunca bir süre hayatına kimseyi almamaya karar verdirterek,
kimine bol alkollu akşamlar vaadederek,
kimilerini her şeyin çok güzel olacağına inandırarak.
bitmiştir.